İstikbalde istikrarlı bir hayat düşleyenler, içinde bulundukları zaman dilimini çok iyi değerlendirmek mecburiyetindedirler. Gerek maddi sahada gerekse manevi alanda başarılı olmuş insanların gaye-i hayallerinin çok yüksek olduğunu görmekteyiz. İnsan hangi alanda yüksek hayaller peşinde koşarsa yaratıcı o istikamette insana yeni menfezler yeni kapılar açıyor. Yani insanın hayalleri bir nevi dua yerine geçiyor. İnsanın kendisini geliştirebilmesi için sağlam bir hayal kurması gerekir. Hayalleri dağınık olanlar veya hayal kuramayanların gerek iş hayatında gerekse normal hayatta başarılı olmalarına imkân yoktur. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Ecdadımızın dünyanın büyük bir bölümünü fethetmesi ve bu yerleri adil bir şekilde idare etmesi gaye-i hayallerinin yüksek olmasıyla ilgili bir durumdur. Seviyesine göre herkes hayal kurar, ama ne için ve neden hayal kuracağını bilemeyenler basit hayaller peşinde koşarak bir varlık gösteremezler. Bundan dolayıdır ki insanlar kısımlara ayrılmışlardır. Büyük insanlar, orta insanlar ve küçük insanlar olarak. Bu ayrım insanları küçük görmek kimseyi aşağılamak için değildir. Hayatının gayesi insanlığın mutluluğu olan bir insanla, sadece kesesinin dolması veya bencil duygularının tatmini için uğraşan insan bir olmasa gerek.
Yüce Yaratıcı insanları çeşitli kabiliyetlerle yaratmıştır. Herkesin çok farklı özellikleri vardır. Önemli olan bu kabiliyetlerin keşfedilerek insanlığın hizmetine sunulabilmesidir. Yüce hayalleri olanlar girişimci bir ruha sahiptir. Kendisini nefsinin dar kalıpları içerisine hapsedenler hep aynı yerde saymaya mahkûmdurlar. Biz bunu iş hayatında da görmekteyiz. Babasından devraldığı bir işyerini iki adım ileriye götüremeyen insanımızın sayısı azımsanamayacak kadar çoktur. Bunun yanında birisinin yanında işçi veya memur olarak çalışmak istemeyip iş hayatında hatırı sayılır yer tutanların sayısı da az değildir. Bunların arasında rahmetli Sakıp Sabancı bizlere çok güzel bir misaldir. Hayallerinin enginliği ve çalışkanlığı sayesinde yüzlerce fabrika sahibi olmuş, binlerce insana da iş kapısı açmıştır. Bu insanlar da bizlerden birisi. Onların çok özel bir kabiliyetinden dolayı değil; yatırımını doğru değerlendirmesi ve büyük hayaller peşinde koşmasından dolayıdır. Acaba rahmetli Sakıp Sabancı yolun başındayken bu seviyeye geleceğini bilebiliyor muydu? Onu bilemiyoruz, ama kendisine büyük hedefler koyduğunun mutlaka farkındaydı.
Hayatta başarılı olabilmenin yollarından birisi de insanın kendisine daima yeni hedefler belirlemesidir. İnsan belirlediği hedefe kilitlenip ulaşabildiği anda tekrar yeni hedeflerle kendisini takviye edebilmelidir. Ne yazık ki bizim girişimcimiz biraz bencil davranıp her işi kendisi yapmaya kalkıyor. Bir sürü işin arasında kendisini geliştirebilmek aklına bile gelmiyor. Özellikle kendi sahasıyla ilgili yayınları takip etmeyen, genel kültürü olmayan bir girişimcinin başarılı olması izafidir. Yani sadece kendisini avutmuş olur. Kendi hayatımdan tecrübe ettiğim en önemli hususlardan birisi şudur ki; iş yoğunluğu kesinlikle hayal kurmaya bir engel teşkil etmektedir. Ayrıca farklı insanlarla beraber olup ufuk açıcı fikirlerden mahrum kalmaya da sebeptir. İcabında aynı işi yapan insanların fikir alışverişleri gelişmenin ve kendini geliştirmenin önünü açacaktır.
Kısacası; nitelikli bir iş hayatı sağlam hayallerin ve bu istikamette kendini yetiştirmenin bir sonucu olacaktır. Ayrıca farklı bakış açılarıyla bakabilmeyi öğrenebildiğimiz zaman yeni kapıların açıldığına şahit olabileceğiz. Şunu unutmayalım ki; iş hayatı bir takım oyunundan ibarettir. Biz büyük hayaller içerisinde olurken takım arkadaşlarımızı da aynı şekilde düşündürebilmeliyiz. Aksi halde kendi iş yerimizde yabancı bir unsur olarak kalırız. Bu hususlar ülkemizin maddi anlamda kalkınabilmesi için yabana atılacak hususlar değildir. İyi bir gelecek için yüce hayallerimizi eksik etmeyelim.
CEMALETTİN YAZICI