“Dost ve arkadaşlarını aziz tutup, onlara ikramda bulunan kimse düşmanlarına karşı bir sürü müdafaacı elde etmiş olur.” diyor bir fikir adamı. Dostluk paylaşımdır, anlayıştır, yaşam tarzıdır. Kendisi için istediği şeyleri dostu için isteyebilen, karşılıksız sevendir dost. Dost var, dostçuklar var. Dostlukların ebedi olanı makbuldür. Bunun yanında saman alevi gibi gelip geçici dostluklarında olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Dostluklar var her iki tarafta da mutluluk kaynağı. Dostluklar var insanın ağzında bir tat bırakır, doyamazsınız. İyi bir arkadaşımızın olmasını istemeyenimiz yoktur; ama onun nasıl elde edileceğini çoğumuz bilemeyiz. Karşılıklı bazı fikirlerimizin benzeşmesi, kesişmesi dostluk için yeterli olmasa bile en azından ortak paydalarda buluşmak için iyi bir fırsattır.
Nice dostluklar vardır ki sadakatle, fedakârlıkla, sabırla, sevgiyle yıllar yılı sürmüştür. Dostluk; her şeyden önce gönül işidir. Onu gösterişle caka satmayla, şan ve şöhretle elde edileceğini sananlar aldanmışlardır. Büyüklerimiz genellikle dostluğu ikiye ayırırlar: “İyi gün dostu ve kötü gün dostu.” Seçtiğimiz dostlarımız iyi gün dostu mu? Yoksa dar ve sıkıntılı anların dostu mu? Zannediyorum iyi gün dostu birçok insan bulunur; fakat kara gün dostu diyebileceğimiz kötü gün dostları az olur. Gerçek dostlukların böyle zamanlarda ortaya çıktığına, hakiki sevgi ve kardeşliğin böyle zamanlarda oluştuğuna birçoğumuz şahit olmuşuzdur. Fikir adamlarından birisi: “İlk tanıştığın kişiyle konuş muhabbet et, ama hemen dost olma.” demiş. İnsanlar konuşarak anlaştığı ve tanıştığı gibi ‘affedersiniz’ hayvanlar da koklaşarak anlaşırlar. Bizim millet olarak bir özelliğimiz de yeni tanıştığımız veya hiçbir denemeye tabi tutmadığımız insanların dostumuz olduğu kanaatinin oluşmasıdır. Bu tür bir anlayıştan dolayı çoğu zaman hayal kırıklığı yaşarız, moralimiz bozulur.
Hakiki dostluklar kötü zamanlarda belli olur. Hepimizin başına olumsuz can sıkıcı, bizi üzüntüye sevk eden durumlar gelebilir. Böyle durumlarda dost bellediğimiz kişiler yanımızda mı? Yoksa bir şeyleri bahane edip bizden uzaklaşıyorlar mı? Eskiler kara gün dostu tabirini çok kullanırlarmış. Aynı şey insanlık yaşadığı müddetçe devam edecektir. Hayat şartları ne kadar değişirse değişsin insanın yapısı değişmediğine göre, duygular ölmediğine göre insanlık için bu kavramlar da ölmeyecek. Kavramlar kalmasına kalacak; ama içleri boşatılmış olarak kalacak. Gerçek dostlar; iyi günlerinizde davet edilince sizi ziyaret ederler. Kara günlerinizde ise davetsiz gelirler. Dostlar, gündüz görünmez, ateş böceği gibi geceleri parlarlar. Hakiki dost olmayanlar ise; yalnızca aleyhimize olan sözleri duyarlar, lehimizde olan sözleri işitmeyecek kadar garip bir sağırlığa müpteladırlar.
Her şeyden önce dostluk ve arkadaşlık gönül işidir. Onu parayla, makamla satın alınacağını sananlar aldanmışlardır. Bir insanın gönlüne girip ona yardımcı olabiliyorsak, en önemli insani vasfımızı yerine getirmişiz demektir. Etrafımıza faydalı olmanın sınırı yoktur. Çevremize faydalı olurken beklentiye girmeden yardımcı olmalıyız. İnsan insana her zaman muhtaç olabilir. Kimin kime ne zaman muhtaç olacağı bilinemez. Bundan dolayıdır ki her ne olursa olsun, kim olursak olalım iyilik ve yardım noktasında kapıları kapamamada büyük fayda var.
Faziletli olan ve faziletleri bakımından bir birine benzeyen insanlar arasındaki dostluk mükemmel olur. Dostlarının hoşuna giden taraflarını al, hoşuna gitmeyen kısımlarını at. Çünkü hoşuna gitmeyen taraflarını düzeltmeye ömrün yetmez. Hepimizin bazı kusurları vardır. Kusursuz olan sadece yüce yaratıcıdır. Önemli olan dostlarımızı olduğu gibi kabul edebilmektir. Hazreti Ali (r.a): “Birçok kimseye dostluk gösterdim, onlardan dostluk göremedim. Yine de dostluktan vazgeçmedim.” diyor. Âşık Veysel’in ifadesiyle: “Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yârim kara topraktır” sözleri vefalı dost bulamadığının açık ifadesidir. Büyükler samimi ve hakiki dostlar bulamayınca yüce yaratıcıyı dost edinerek yollarını çizmişlerdir. Bir beyin yapıcının ifadesiyle: “Dost istersen Allah yeter” sözleriyle hakiki dostun O olduğunu ifade etmiştir. Sahi sizin dostluklarınızın içi boş mu? Yoksa dolu mu?